

Çocuğun büyüme serüveni, her gün yeni bir sürprizle dolu. İlk adımlar, ilk kelimeler derken, o minik inci gibi süt dişlerinin dökülme vakti gelip çatıyor. Ebeveynler genellikle bu anı, yastık altına bozuk para koyarak veya “diş perisi gelecek” masallarıyla tatlı bir anıya dönüştürüyorlar. Ancak bazen işler o klasik sıraya göre gitmiyor. Çocuğun ağzını kocaman açıp güldüğü o anlardan birinde, aynada veya bir fotoğraf karesinde hiç beklenmedik bir manzara ile karşılaşılıyor. Tam da öndeki o sallanan minik süt dişinin hemen arkasından, dil tarafına doğru sivrilen yepyeni bir dişin ucu görünüyor! İşte o an ebeveynlerin kalbi hızla çarpmaya başlıyor. Çünkü beklenen şey, önce eskinin gitmesi, sonra yenisinin gelmesidir. Ama süt dişi düşmeden kalıcı diş çıkması durumuyla yüzleşildiğinde, o tatlı telaş yerini derin bir endişeye bırakıyor. “Acaba çocuğumun çenesi mi dar?”, “Dişleri üst üste mi binecek?” gibi sorular beyinde fırtınalar estiriyor.
Aslında bu, doğanın bazen biraz aceleci, biraz da şakacı davranmasının bir sonucudur. İnsan biyolojisi her zaman kitaplarda yazan o kusursuz kurallara uymuyor. Özellikle 5 ile 7 yaş arasındaki çocukların ağız içi, adeta hummalı bir inşaat alanı gibidir. Alt çene ön bölgede, yani o minik alt kesici dişlerin olduğu yerde çocuklarda alttan yeni diş çıkması oldukça sık rastlanan, hatta diş hekimlerinin “yine mi aynısı” diyerek gülümseyerek karşıladıkları sıradan bir tablodur. Yani derin bir nefes alınabilir, ortada acil bir kriz yok. Her şey zamanla yoluna girecek.

Halk arasında veya internet forumlarında annelerin birbirlerine panikle anlattıkları bu durumun, aslında çok havalı ve bir o kadar da ürkütücü duyulan bir adı var. Tıp dilinde çok daha karmaşık isimleri olsa da, günlük hayatta buna köpek balığı dişi sendromu deniyor. Neden mi? Çünkü köpek balıklarının ağızlarında yedek dişler arka arkaya dizilidir ve öndeki düştükçe arkadaki öne doğru kayar. Çocukların o minicik ağızlarında, iki sıra halinde dizilmiş dişleri görünce bu benzetme insana çok mantıklı geliyor. Ama isminin böyle vahşi olduğuna bakıp da korkmamak gerekiyor; köpek balığı dişi sendromu tamamen geçici ve çözümü çok basit bir gelişimsel evredir. İlerleyen haftalarda doğru adımlar atıldığında, bu “korkutucu” manzara tatlı bir gülüşe dönüşecek.
Normal şartlar altında, kemiğin içinden yukarı doğru tırmanan o güçlü kalıcı diş, yolculuğu sırasında tam üstündeki süt dişinin kökünü yavaş yavaş eritiyor. Kökü eriyen süt dişi de desteğini kaybediyor, sallanmaya başlıyor ve sonunda “pıt” diye düşüyor. Ancak bazen o alttan gelen yeni diş, hedefini biraz şaşırıp tam alttan değil de, dil tarafına doğru, hafif arkadan bir rota çiziyor. Hal böyle olunca, süt dişinin köküne temas etmiyor, kök erimiyor ve süt dişi sapasağlam yerinde kalmaya devam ediyor. Bu inatçı duruş yüzünden süt dişi düşmeden kalıcı diş çıkması olayı meydana geliyor. Arkadaki diş “ben geldim” diyerek yüzeye çıkıyor ama öndeki süt dişi “ben daha buradayım, hiçbir yere gitmiyorum” diyerek adeta direniyor.
Sonuçta ağızda, sanki fazladan diş varmış gibi bir görüntü, yani çocuklarda çift sıra diş manzarası oluşuyor. Bu görüntü dışarıdan bakıldığında ebeveynleri çok rahatsız ediyor. Çünkü hiç kimse çocuğunun ağzında karmakarışık, üst üste binmiş bir diş dizilimi görmek istemiyor. Çocuklarda çift sıra diş görüntüsü, genellikle alt çene ön bölgede baş gösterse de, nadiren üst dişlerde de yaşanabiliyor. Ama her iki durumda da süreç ve çözüm yolları birbirine çok benziyor.

Annelerin ve babaların geceleri uykusunu kaçıran, internette saatlerce arama yapmalarına sebep olan o meşhur sorular var. Çünkü ebeveynlik demek, her zaman bir adım sonrasını, çocuğun gelecekteki mutluluğunu düşünmek demektir.
En çok sorulan ve endişe yaratan soru genellikle şudur: “Arkadan çıkan kalıcı diş düzelir mi?” Aileler, o dişin ömür boyu orada, dil tarafında sıkışıp kalacağını, çocuğun konuşmasını veya yemek yemesini bozacağını zannediyorlar. Oysa ki insan vücudunun o muazzam bir dengeleme sistemi var. Dil, gün içinde binlerce kez yutkunma ve konuşma hareketi yaparken, o arkadan çıkan dişe sürekli ama hafif bir baskı uyguluyor. Öndeki engel (yani süt dişi) ortadan kalktığı anda, dilin bu doğal itme kuvveti sayesinde o yeni diş yavaş yavaş öne, olması gereken asıl yerine doğru yürüyecek. Yani “arkadan çıkan kalıcı diş düzelir mi” diye dertlenen kalpler ferah tutulmalı; çünkü doğa, kendi yolunu er ya da geç buluyor.
Bir diğer uykuları kaçıran soru ise estetikle ilgili. Özellikle kız çocuğu anneleri daha çok telaşlanıp, “alttan gelen diş yamuk mu çıkar” diye kara kara düşünüyorlar. İlk başta o dişler biraz çapraşık, biraz dönük veya eğri büğrü görünecektir. Bu çok doğal bir süreç. Çünkü daracık bir alana sıkışmış durumdalar. Ama çene kemiği büyümeye devam edecek. Çocuklar 7, 8, 9 yaşlarına geldikçe çeneleri genişliyor ve dişlere yer açılıyor. “Alttan gelen diş yamuk mu çıkar” korkusu, süreç ilerledikçe yerini “ne kadar da güzel dizildiler” sevincine bırakacaktır. Sadece biraz zaman, biraz sabır ve elbette doğru hekim kontrolü gerekiyor.
Olayın en can alıcı noktası burası. Peki, bu durumda evde ne yapılacak, hekime ne zaman gidilecek? Öncelikle, eğer çocuğun dişi arkadan çıkmaya başladıysa ve öndeki süt dişi zaten deli gibi sallanıyorsa, çocuğa sert gıdalar (elma, havuç gibi) vererek o dişin doğal yollarla düşmesi teşvik edilebilir. Çocuk kendi diliyle veya temiz elleriyle dişi hafifçe oynatabilir.
Ancak, arkadaki diş iyice boy göstermişse, neredeyse öndeki dişin boyuna yaklaşmışsa ve öndeki süt dişi kaya gibi sağlamsa, işte o zaman profesyonel bir destek şart oluyor. Ailelerin kafasını kurcalayan o kritik süt dişi ne zaman çekilmeli sorusu burada devreye giriyor. Eğer süt dişi sallanmıyorsa ve arkadaki dişe yer açmıyorsa, diş hekimi küçük, sihirli bir dokunuşla o inatçı süt dişini oradan alacaktır. Bu işlem çocuklar için o kadar kısa ve acısızdır ki, çoğu zaman ne olduğunu anlamadan klinikten ellerinde bir cesaret madalyası veya oyuncakla çıkarlar. Aliadent gibi çocuk psikolojisinden anlayan, onları korkutmadan tedavi eden kliniklerde bu süreç adeta bir oyun gibi geçiyor.
Eğer süt dişi ne zaman çekilmeli diye çok fazla beklenir ve inatçı süt dişi orada aylarca tutulursa, arkadaki kalıcı dişin öne gelme şansı azalır ve sonrasında tel tedavisi (ortodonti) ihtiyacı doğabilir. Bu yüzden zamanlama, altından daha değerlidir. Hekim, durumu değerlendirip o dişi alacak ve asıl kalıcı dişin özgürce öne doğru yelken açmasını sağlayacaktır.

Çekim yapıldıktan sonra çocukta büyük bir rahatlama görülecek. Dil, o arkadaki dişi öne doğru itmeye başlayacak. Tabi ki bu bir günde olmayacak, aylar süren bir yolculuk olacak. Bu süreçte düzenli diş hekimi kontrollerini aksatmamak, fırçalama alışkanlığını daha da pekiştirmek çok önemli. Çünkü arkadan çıkan dişler ilk başlarda fırçanın ulaşması zor bir açıda kalıyor, bu da orada bakteri birikimine ve çürüklere zemin hazırlıyor.
Sonuç olarak, çocuklarda alttan yeni diş çıkması olayı, ebeveynlik serüveninde karşılaşılan o küçük, kalbi hızlandıran ama sonu her zaman mutlu biten heyecanlardan sadece bir tanesidir. Ağızda beliren o fazladan dişler, çocuğun büyüdüğünün, yeni bir evreye geçtiğinin en somut kanıtıdır. Paniğe, evhama, geceleri uykusuz kalmaya hiç gerek yok. Köpek balığı dişi sendromu adı verilen bu geçici misafirlik, doğru zamanda yapılacak minicik bir hekim müdahalesiyle yerini inci gibi, dümdüz ve ömür boyu sağlıkla ışıldayacak kalıcı dişlere bırakacaktır. Aliadent bünyesindeki o sıcak, çocukları kucaklayan ortamda, bu tatlı krizler birer güzel anıya dönüşüyor.
Gelecekte o minikler kocaman gençler olduklarında, aynaya bakıp o düzgün dişleriyle gülümsediklerinde, yaşanan bu diş maceraları sadece gülerek hatırlanan anılar olarak kalacak. Her şey yolunda gidecek, doğa kendi mükemmel dengesini o minicik ağızların içinde de mutlaka kuracaktır. Sadece sevgiyle, sabırla ve güvenilir hekimlerin rehberliğiyle bu süreci kucaklamak yeterli.

