

Operasyonun üzerinden aylar ya da yıllar geçtikçe, özellikle ön bölgedeki o kurtarılan diş, diğer pırıl pırıl dişlerin arasında yavaş yavaş rengini kaybeder. Önce hafif bir sararma, sonra grileşme ve nihayetinde kanal tedavili dişin kararması durumuyla yüzleşilir. Aynaya her bakıldığında insanın gözü o tek noktaya takılır; sanki o diş orada tek başına yas tutuyormuş gibi durur. Gülümserken eliyle ağzı kapama isteği, fotoğraflarda dudakları sımsıkı yumma çabası işte tam bu anlarda başlar. Oysa o diş hala orada, hala sizinle ama sadece biraz “bakıma” ihtiyacı var. Bu can sıkıcı durumun nedenlerini ve o eski parlak günlere nasıl dönüleceğini bilmek, insanın içini ferahlatmaya yetecek.
İnsan vücudu bir bütün olarak çalışıyor ve dişin içindeki o minik sinir paketi (pulpa) çıkarıldığında diş aslında “cansız” bir hale geliyor. Canlılığını yitiren dokularda zamanla kimyasal değişimler olması çok ama çok doğal bir süreçtir. Peki, kanal tedavili diş neden kararır diye düşündüğümüzde, karşımıza sadece bir değil, birkaç farklı sinsi sebep çıkıyor.

Bazen tedavi sırasında dişin o en derin noktalarında, kök kanallarında gözle görülmeyecek kadar küçük kan sızıntıları veya sinir artıkları kalabiliyor. Bu artıklar zamanla parçalanıyor ve dişin o gözenekli yapısına (dentin tübülleri) tıpkı bir süngerin suyu çekmesi gibi sızıyor. İşte o meşhur kanal tedavili dişin kararması aslında içeriden dışarıya vuran bu biyolojik değişimlerin bir yansımasıdır. Diş, adeta içeriden gelen bir boya ile boyanmış gibi görünür.
Geçmiş yıllarda kullanılan bazı eski tip kanal dolgu malzemeleri veya metal destekli restorasyonlar da bu soruna çanak tutabiliyor. İlaçların diş dokusuyla girdiği kimyasal tepkimeler sonucunda kanal tedavili diş neden siyahlaşır sorusunun cevabı netleşiyor. Metalik sızıntılar dişin o doğal şeffaflığını bozup yerine mat, gri ve cansız bir görüntü bırakıyor. Özellikle kanal tedavisi sonrası dişte renk değişimi fark edildiğinde, suçlu her zaman temizlik olmayabiliyor; bazen kullanılan eski teknolojiler de bizi yarı yolda bırakabiliyor.
Her kararma hikayesi bir iğneyle veya matkapla başlamaz. Bazen yıllar önce atılan bir topun yüze gelmesi, bazen küçük bir kaza sonucunda dişe alınan sert bir darbe süreci başlatır. Travma sonrası diş morarması hemen o gün ortaya çıkmayabilir. Dişin içindeki damarlar hasar gördüğünde, iç kanama gibi bir durum yaşanır ve diş yavaş yavaş morarıp grileşir. Bu durum, dişin aslında öldüğünün ve kanal tedavisi vaktinin geldiğinin habercisidir. Eğer travma sonrası diş morarması ihmal edilirse, ileride daha büyük enfeksiyonlara kapı aralanabilir.
Böyle durumlarda yaşanan kanal tedavisi görmüş dişlerde renk değişimi, dişin artık kan akışıyla beslenemediğini gösteren bir işarettir. Diş kurur, kırılganlaşır ve o eski estetik duruşundan hızla uzaklaşır. Ancak unutulmamalıdır ki, kanal tedavili dişin kararması kesinlikle bir kader değildir; modern tıp her zaman bir “B” planı sunar.

Hastaların en büyük korkusu, o kararan dişten kurtulmak için dişin tamamen küçültülüp üzerine bir kaplama takılması zorunluluğudur. Eskiden tek çözüm buydu ama artık değil! Bir yol ayrımına gelindiğinde kararan dişe kaplama mı beyazlatma mı sorusu akılları kurcalar. Eğer dişin dokusu hala sağlamsa, üzerinde çok büyük kırıklar yoksa, dişi boş yere kesip küçültmek gerçekten çok büyük bir kayıp olur. Aliadent uzmanlarının da sıkça vurguladığı gibi, en iyi diş kendi dişinizdir. Bu yüzden kararan dişe kaplama mı beyazlatma mı kararını verirken, koruyucu hekimlik ilkeleri her zaman “önce dişi kurtar” der. Dişin dokusu elverdiği sürece beyazlatma yöntemleri ilk tercih olmalıdır.
Dışarıdan yapılan o standart beyazlatma jelleri, marketlerde satılan o süslü macunlar bu durumda maalesef hiçbir işe yaramaz. Çünkü renklenme dişin yüzeyinde değil, tam kalbindedir. İşte burada devreye giren sihirli yöntemin adı: tek diş beyazlatma (internal bleaching). Bu işlem, dişin arkasından açılan minik bir pencereden içeriye özel beyazlatıcı bir jel yerleştirilmesiyle yapılıyor.
Jel orada birkaç gün bekliyor ve dişin içindeki o karanlık molekülleri saniyeler içinde değil ama yavaş yavaş, sindire sindire temizliyor. Tek diş beyazlatma (internal bleaching) sayesinde diş, sanki bir ampulün yeniden yanması gibi içeriden aydınlanmaya başlıyor. Bu yöntem, ölü diş beyazlatma sürecinin en etkili ve en zararsız yoludur.
İnsanlar genellikle “ölü bir diş nasıl beyazlar?” diye şüpheyle yaklaşırlar. Oysa ölü diş beyazlatma işlemi bugün dünya çapında kabul görmüş, başarısı kanıtlanmış bir estetik işlemdir. Journal of Endodontics gibi prestijli bilimsel yayınlarda yer alan makaleler, doğru uygulanan içten beyazlatma tekniklerinin hastaların %90’ından fazlasında mükemmel estetik sonuçlar verdiğini göstermektedir. Dişin dokusuna zarar vermeden, sadece o kötü renklenmeyi hedef alan bu yöntem, kanal tedavili dişin kararması problemine karşı elimizdeki en güçlü silahtır.
Beyazlatma süreci tek bir seansta bitebileceği gibi, dişin kararma derecesine göre 2-3 seans da sürebilir. Her seansta jel yenilenir ve hedeflenen o inci gibi beyazlığa ulaşılana kadar takip edilir. Kanal tedavili diş neden siyahlaşır sorusuyla başlayan o üzücü süreç, nihayet mutlu bir sonla biter. Diş eski rengine kavuştuğunda, arkadaki o minik pencere en kaliteli kompozit dolgularla kapatılır. Böylece diş hem sağlam hem de bembeyaz bir şekilde ağızdaki yerini korumaya devam eder.
Herkesin aklındaki o klasik soru: Bu işin bedeli nedir? İçten diş beyazlatma fiyatları, yapılacak seans sayısına ve dişin durumuna göre değişir. Ancak şunu net bir şekilde söylemek lazım; dişi kestirip üzerine kaliteli bir porselen veya zirkonyum kaplama yaptırmaktan çok daha ekonomiktir. İçten diş beyazlatma fiyatları, hem zaman hem de maliyet açısından hasta dostu bir seçenek olarak öne çıkar. Cüzdanı yormadan o özgüvenli gülüşe kavuşmak, Aliadent gibi modern donanıma sahip kliniklerde artık çok daha kolay bir hal almıştır.

Dişlerdeki kararma veya morarma kesinlikle saklanması gereken bir ayıp değildir. Kanal tedavili dişin kararması tıbbi bir süreçtir ve her tıbbi süreç gibi bir çözümü vardır. Eğer sizin de dişinizde kanal tedavisi görmüş dişlerde renk değişimi varsa, kendinizi eve kapatmanıza veya gülümsemekten vazgeçmenize hiç gerek yok.
Unutmayın ki kanal tedavisi sonrası dişte renk değişimi dişin tamamen elden gittiği anlamına gelmez. Sadece o diş biraz yorulmuş ve içten bir temizliğe ihtiyaç duymaktadır. Doğru teşhis ve uzman ellerde yapılan kanal tedavili dişin kararması müdahalesi ile yıllar önceki o berrak gülüşünüze yeniden kavuşacaksınız.
Hayat, kararan bir diş yüzünden kahkahaları ertelemek için çok ama çok kısa. O yüzden, kanal tedavili dişin kararması problemini bir dert olmaktan çıkarın ve uzman bir hekimle görüşerek o bembeyaz geleceğe ilk adımınızı atın.

