
Sabah uyandığımızda elimizin gittiği ilk şey genellikle bellidir; dumanı üstünde tüten bir bardak çay ya da mis gibi kokusuyla odayı saran bir fincan kahve. Güne başlamanın, ayılmanın ya da gün ortasında küçük bir mola vermenin en keyifli yolu bu içeceklerden geçiyor, değil mi? Ama işin bir de görünmeyen, daha doğrusu aynaya baktığımızda bazen bizi üzen bir yüzü var. Keyifle yudumladığımız bu içecekler, dişlerimizle sandığımızdan çok daha yakın bir ilişki kuruyorlar. Kimi zaman dostça, kimi zaman ise biraz hırpalayıcı bir ilişki bu. Bugün, bu ilişkinin detaylarına ineceğiz ve merak edilen soruları samimi bir dille masaya yatıracağız.
Dişlerimiz, aslında vücudumuzun en sert parçaları olmalarına rağmen, sandığımızdan çok daha hassas bir yapıya sahipler. Gün boyu tükettiğimiz sıvılar, diş minesinin üzerinde tıpkı kıyıya vuran dalgalar gibi etkiler bırakıyor. Peki, bu dalgalar ne zaman yıkıcı oluyor, ne zaman sakin kalıyor? Gelin, hep birlikte bakalım.

Kahve tutkunlarının aklında hep o meşhur soru dönüp dolaşır; acaba kahve dişleri çürütür mü? Aslında cevap sandığımız kadar korkutucu değil ama dikkat gerektiriyor. Kahve, doğası gereği asidik bir yapıya sahip olduğu için diş minesini zamanla yumuşatabiliyor. Ancak kahvenin asıl olayı çürütmekten ziyade, o inatçı lekeleri bırakmasıdır. Diş minesinin gözenekli yapısı, kahvenin koyu rengini adeta içine çekiyor. Yine de eğer kahvenizi şekerli içiyorsanız, işte o zaman “kahve dişleri çürütür mü” sorusunun cevabı, şekerin etkisiyle maalesef “evet”e dönüşmeye başlıyor. Çünkü şeker, ağızdaki bakterilerle birleşip asit üretiyor ve bu da çürüklerin kapısını aralıyor.
Gelelim bizim milli içeceğimiz çaya. Tavşan kanı bir çayın yerini hiçbir şey tutmaz ama akıllardaki o soru da peşimizi bırakmaz: çay dişleri sarartır mı? Üzülerek söylüyoruz ki, çay bu konuda kahveden bile daha inatçı olabiliyor. İçeriğindeki tanen maddesi, diş yüzeyine tutunmayı çok seviyor. Özellikle gün boyu elinden bardağı düşürmeyenlerdenseniz, dişlerinizin zamanla eski beyazlığını kaybettiğini fark edebilirsiniz. Yani evet, çay dişleri sarartır mı derseniz, kontrolsüz tüketimde sarartıyor. Ancak hemen karamsarlığa kapılmayalım, her şeyin bir çaresi, bir dengesi var elbette.
Bir de işin kafein boyutu var ki, o da ayrı bir dünya. Sadece uykumuzu açmakla kalmıyor, ağız içi dengemizi de etkiliyor. Kafeinin dişlere etkisi genellikle dolaylı yoldan oluyor. Kafein, ağız kuruluğuna neden olabiliyor. Tükürük ise dişlerimizin doğal koruyucusu, yıkayıcısıdır. Ağzımız kuruduğunda, dişlerimiz korumasız kalıyor ve çürüklere karşı daha savunmasız hale geliyor. Bu yüzden kafeinin dişlere etkisi üzerine düşünürken, bol su içmeyi ihmal etmemek gerekiyor. Aksi takdirde, ağız kuruluğu diş minesinin baş düşmanı haline gelebiliyor.
Markete girdiğimizde o rengarenk raflar, buz gibi kutular hepimizi cezbediyor. Ancak dişlere zarar veren içecekler listesinin başında ne yazık ki bu gazlı ve şekerli arkadaşlar geliyor. Kola, enerji içecekleri ya da hazır meyve suları… Bunlar, diş minesi için adeta birer asit banyosu anlamına geliyor. “Bir kereden bir şey olmaz” diyoruz belki ama o asitler her yudumda minede mikro çatlaklar oluşturuyor.
Özellikle şekerli içeceklerin diş sağlığına etkisi tartışılmaz bir gerçek. Şeker, ağızdaki bakterilerin en sevdiği besin. Bakteriler şekeri yiyip asit üretiyor ve bu asit de diş minesini eritiyor. Bu döngü sürekli tekrarlandığında ise diş hekiminin koltuğuna oturmak kaçınılmaz oluyor. Aslında dişlere zarar veren içecekler kategorisindeki bu ürünleri tüketirken, pipet kullanmak gibi basit yöntemlerle teması en aza indirmek mümkün. Pipet kullanımı, sıvının dişlere değmeden boğaza gitmesini sağlıyor, bu da zararı bir nebze olsun hafifletiyor.
Yine de unutmamak gerekir ki şekerli içeceklerin diş sağlığına etkisi sadece çürüklerle sınırlı kalmıyor; diş eti hassasiyetine ve genel ağız sağlığının bozulmasına da yol açabiliyor. Bu yüzden bu tür içecekleri tüketirken iki kere düşünmekte fayda var.

Bazen aynaya baktığımızda dişlerimizin dip kısımlarında veya aralarında o can sıkıcı karartıları görürüz. Dişte siyah lekeler, genellikle yukarıda saydığımız renklendirici içeceklerin (çay, kahve, kırmızı şarap gibi) uzun süreli tüketimi ve yetersiz ağız bakımı sonucu oluşuyor. Bu lekeler, sadece estetik bir sorun gibi görünse de, aslında diş taşının habercisi de olabiliyor.
Dişte siyah lekeler oluştuğunda panik yapıp sert fırçalamaya kalkışmak, yapılan en büyük hatalardan biri. Çünkü sert fırçalamak lekeleri çıkarmadığı gibi, diş minesini çizerek daha fazla leke tutmasına neden oluyor. Bu lekelerden kurtulmanın yolu, profesyonel bir temizlikten ve düzenli bakımdan geçiyor.
Peki, hep kötü haber mi vereceğiz? Tabii ki hayır. Bu keyiflerden tamamen vazgeçmek zorunda değiliz, sadece stratejik davranmalıyız. Öncelikle dişlerin sararmasını önlemek için en basit kural: Çalkalamak. Kahvenizi veya çayınızı içtikten hemen sonra ağzınızı bir yudum suyla çalkalamak, o boyayıcı maddelerin diş yüzeyine yapışmasını engelliyor.
Ayrıca dişlerin sararmasını önlemek istiyorsak, içecekleri yudum yudum ve uzun sürede içmek yerine, daha kısa sürede tüketmek de bir yöntem. Çünkü dişler asit saldırısına ne kadar uzun süre maruz kalırsa, o kadar zarar görüyor.
İşte geldik en önemli kahramanımıza. Diş sağlığı için su tüketimi, belki de en ucuz ve en etkili tedavi yöntemi. Su, sadece susuzluğumuzu gidermekle kalmıyor, yemek ve içecek artıklarını dişlerin üzerinden süpürüp atıyor. Ayrıca tükürük üretimini destekleyerek ağzın asit dengesini nötrliyor. Gün içinde bol bol su içmek, ağzınızda doğal bir temizlik sistemi kurmak gibidir.
Özellikle asitli veya şekerli bir şey içtikten sonra diş sağlığı için su tüketimi hayati önem taşıyor. O an diş fırçalamak (mine yumuşadığı için) zararlı olabilir ama su içmek, o asit etkisini anında kırıyor.
Elbette var! Her şey düşman değil. Diş sağlığı için önerilen içecekler listesinin başında süt ve ayran geliyor. Süt, içerdiği kalsiyum ve fosfatlar sayesinde diş minesini güçlendiriyor, adeta bir tamir harcı görevi görüyor. Hatta tatlı bir şey yedikten sonra bir bardak süt içmek, şekerin zararlı etkilerini dengeleyebiliyor.
Yeşil çay da bu dost listesinde yerini alıyor. İçeriğindeki kateşinler sayesinde diş eti hastalıklarına karşı savaşıyor ve ağız kokusunu önlüyor. Yani diş sağlığı için önerilen içecekler arasında yeşil çaya özel bir yer açmak lazım.

Bir şehir efsanesi gibi dolaşan dişleri beyazlatan içecekler konusu ise biraz karışık. Doğrudan “içince bembeyaz yapan” sihirli bir iksir maalesef yok. Ancak süt gibi kalsiyum deposu içecekler, mineyi güçlendirip şeffaflaşmasını önlediği için dişin daha beyaz görünmesine katkı sağlıyor. Bazıları çilek ve süt karışımlarının dişleri beyazlatan içecekler arasında olduğunu söyler; buradaki asıl etki malik asit olsa da, bunu sürekli yapmak asit erozyonuna neden olabilir, dikkatli olmakta fayda var.
Hayat, yasaklarla değil, dengelerle güzel. Sabah o kahveyi içeceğiz, akşam o çayı demleyeceğiz, dost meclisinde belki bir gazlı içecek tüketeceğiz. Önemli olan, bu keyiflerin dişlerimizden götürdüklerinin farkında olmak ve önlemini almak.
Kahve dişleri çürütür mü diye korkup kahveye küsmek yerine, şekersiz içmeyi deneyebiliriz. Çay dişleri sarartır mı diye dertlenmek yerine, içtikten sonra bir bardak suyla o etkiyi silebiliriz. Dişlere zarar veren içecekler her zaman etrafımızda olacak ama biz pipet kullanarak, suyla çalkalayarak ya da tüketimi sınırlayarak bu zararı minimuma indirebiliriz.Unutmayalım ki gülüşümüz, en güzel aksesuarımız. Ona iyi bakmak, sadece diş fırçalamakla değil, bardağımızda ne olduğuyla da yakından ilgili. Kafeinin dişlere etkisi veya dişte siyah lekeler gibi sorunlar çözümsüz değil; yeter ki biz bilinçli olalım, suyumuzu eksik etmeyelim ve diş hekimimizi sadece ağrımız olduğunda değil, düzenli kontroller için de ziyaret edelim.

