
Çocukken dişimizin sallanması kimimiz için büyük bir heyecandı, yastığımızın altına koyacağımız o minik dişin getireceği hediyeleri hayal eder, sallanan dişimizi dilimizle itip dururduk; ancak büyüdüğümüzde işler tamamen değişiyor. Yetişkinlikte ise sabah uyandığınızda ya da bir elma ısırırken “dişim sallanıyor” cümlesini kurmak çok korkutucudur. O an insanın içinden bir şeyler kopar sanki, çocukluktaki o neşe yerini derin bir endişeye ve “acaba dişimi kaybedecek miyim?” korkusuna bırakır. Aynanın karşısına geçip defalarca kontrol ederiz, elimizle hafifçe dokunuruz ve maalesef o hareketliliği hissettiğimizde dünya başımıza yıkılır gibi olur. Ama sakin olun, hemen panik bayrağını çekmeye gerek yok; çünkü bu durumun çözümleri var ve doğru adımlarla dişlerimizi kurtarmak mümkün.
Bugün, o korkutucu sallantının arkasındaki nedenleri, tedavi yollarını ve dişlerimizi o sağlam köklerinde nasıl tutacağımızı konuşacağız. Hazırsanız, derin bir nefes alın ve dişlerinize şöyle bir gülümseyerek bakın.
Dişlerimiz aslında çene kemiğine sıkı sıkıya bağlı olsa da, elastik bir bağ dokusu sayesinde mikroskobik düzeyde hareket ederler; bu, çiğneme kuvvetini absorbe etmek için gereklidir. Ancak bizim bahsettiğimiz, gözle görülür ve hissedilir o can sıkıcı hareketlilik. İnsanlar genellikle durduk yere “eyvah, dişim sallanıyor” diye bağırmazlar, bunun altında yatan sinsi sebepler vardır. En yaygın suçlu genellikle diş eti hastalıklarıdır. Sessizce ilerleyen diş eti enfeksiyonları, dişi tutan kemiği eritir ve destek dokusunu zayıflatır. Sonuç? Kökleri zayıflayan bir ağaç gibi sallanan dişler.
Bunun yanı sıra gece diş sıkma (bruksizm) alışkanlığı da dişlere binen yükü artırarak bağları gevşetebiliyor. Bazen de sert bir darbe ya da kaza sonucu travma yaşanabiliyor. Sebebi ne olursa olsun, ağzınızda bir şeylerin yolunda gitmediğini fark ettiğiniz o an, aksiyon alma zamanıdır.

Her dişin kaybı üzücüdür ama ön dişin sallanması insanı psikolojik olarak çok daha fazla yıpratıyor. Gülüşümüzün tam ortasında, herkesin gördüğü o vitrin kısmında yaşanan bir sorun, sosyal hayatımızı bile etkileyebiliyor. İnsanlarla konuşurken ağzımızı kapatma ihtiyacı hissediyoruz, gülmekten çekiniyoruz. Ön dişin sallanması, genellikle diş eti çekilmesi veya travma kaynaklı olabiliyor. Özellikle ön bölgedeki kemik yapısı daha ince olduğu için, buradaki hasarlar dişi daha hızlı etkiliyor. Ancak korkmayın, estetik diş hekimliği ve modern periodontal tedaviler sayesinde, ön dişleri sabitlemek ve o eski sağlamlığına kavuşturmak mümkün. Önemli olan, o sallantıyı ilk hissettiğinizde vakit kaybetmemek.
Diş hekimine gitmekten korksak da, konu sallanan bir diş olunca o koltuğa oturmak kaçınılmaz oluyor. Peki, tedavi süreci nasıl işliyor? İşte bu noktada diş sallanması tedavisi devreye giriyor. Hekimler öncelikle sallantının sebebini buluyor. Eğer sorun diş etinden kaynaklanıyorsa, derinlemesine bir temizlik ve antibiyotik tedavisi uygulanabiliyor. İleri vakalarda ise dişleri birbirine bağlayarak (splintleme) desteklemek gerekebiliyor. Diş sallanması tedavisi, aslında dişin ömrünü uzatmak için yapılan bir kurtarma operasyonudur ve başarı oranı, erken müdahaleyle oldukça yüksektir.
Bir de işin diş eti problemleri tedavisi boyutu var ki, bu tedavinin temel taşıdır. Çünkü zemin sağlam değilse, bina ayakta duramaz. Diş etlerindeki iltihabı kurutmak, cepleri temizlemek ve kemik kaybını durdurmak için yapılan diş eti problemleri tedavisi, sallanan dişin tekrar sıkılaşmasını sağlıyor. Bu süreç biraz sabır gerektirse de, sonuçları yüz güldürüyor.
Bazen bir dişi kurtarmak için kanal tedavisi yaptırırız, ağrısı geçer, “oh be kurtuldum” deriz. Ancak bir süre sonra o dişte bir gariplik hissedebiliriz. Kanal tedavili diş sallanması, hastaları en çok şaşırtan durumlardan biridir. “Sinirleri alındı, artık sorun çıkmaz” diye düşünülürken bu hareketlilik de neyin nesi? Aslında kanal tedavili diş sallanması, kök ucunda devam eden bir enfeksiyonun ya da iyileşme sürecindeki dokuların tepkisi olabilir.
Özellikle işlemden hemen sonraki günlerde kanal tedavisinden sonra diş sallanması hissedilmesi kısmen normal kabul edilebilir, çünkü dokular bir nevi ameliyat geçirmiştir ve ödem yapabilir. Ancak bu durum haftalarca sürüyorsa, orada bir problem var demektir. Kanal tedavisinden sonra diş sallanması durumunda mutlaka hekime danışmak ve röntgen ile kontrolü sağlamak gerekiyor. Bazen kök ucundaki lezyonlar, kemiği yumuşatarak bu hissi yaratabiliyor.

Ortodonti tedavisi görenler bu hissi çok iyi bilir. Teller takıldıktan bir süre sonra dişler yer değiştirmeye başlar ve bu süreçte diş teli sallanması hissi (aslında dişlerin sallanması) yaşanır. Bu tamamen beklenen ve hatta istenen bir durumdur. Dişlerin kemik içinde hareket edebilmesi için bağların gevşemesi gerekir. Yani diş teli sallanması durumunda panik yapmaya gerek yok, bu tedavinin işe yaradığının en güzel kanıtıdır. Teller çıktığında dişler yeni yerlerine sıkıca tutunacaktır.
Ancak iş implantlara gelince durum biraz ciddileşiyor. Kemik içine vidalanan titanyum bir yapının oynamaması gerekir. Eğer implantın sallanması gibi bir durumla karşı karşıyaysanız, bu acil bir durumdur. Ya implantın üzerindeki porselen dişin vidası gevşemiştir ya da maalesef implant kemikle kaynaşamamıştır. İmplantın sallanması, ihmal edilmemesi gereken ve hemen müdahale isteyen bir sorundur. Çoğu zaman sadece üstteki vidayı sıkmak sorunu çözerken, bazen daha ciddi yaklaşımlar gerekebilir.
Gecenin bir yarısı o korkutucu hisle uyandınız ve kendi kendinize “yine dişim sallanıyor, ne yapacağım ben?” diye sordunuz. Doktora gidene kadar evde uygulanabilecek bazı yöntemler var mı? İnsanlar sık sık internette dişlerin sallanmasına ne iyi gelir diye aramalar yapıyor. Öncelikle, o dişi dilinizle veya parmağınızla itip kakalamayı bırakmak gerekiyor. Dişe sürekli “orada mısın?” diye dokunmak, bağları daha da zedelemekten başka işe yaramıyor.
Tuzlu su gargarası, diş etlerindeki ödemi almak ve enfeksiyonu hafifletmek için klasik ama etkili bir yöntemdir. Dişlerin sallanmasına ne iyi gelir sorusunun bir diğer cevabı da C vitamini açısından zengin beslenmektir, çünkü diş etlerinin iyileşmesi için vitamine ihtiyacı vardır.
Bir diğer popüler arama da diş sallanmasına ne iyi gelir şeklindedir. Halk arasında zerdeçal, karanfil yağı gibi doğal yöntemler konuşulsa da, bunlar sadece geçici rahatlama sağlar. Asıl çözüm her zaman profesyonel müdahaledir. Yine de diş sallanmasına ne iyi gelir diye merak edenler için en iyi tavsiye; sert, kabuklu yiyeceklerden uzak durmak ve ağız hijyenini (nazikçe fırçalayarak) en üst seviyede tutmaktır.

Her şey olup bittikten sonra üzülmek yerine, en başından önlem almak en akıllıca yoldur. Peki, diş kaybı nasıl önlenir? Cevap aslında çok basit ama uygulamada tembellik ediyoruz: Düzenli bakım ve kontrol. Günde iki kez fırçalamak, diş ipi kullanmak ve altı ayda bir diş hekimine görünmek, bu işin altın kuralıdır. Diş kaybı nasıl önlenir sorusunun cevabı, diş taşlarını temizletmekten geçiyor. Çünkü diş taşları, diş etini iterek dişin desteğini yok eden baş düşmandır.
Genel olarak ağız ve diş sağlığı korunması, bütün vücut sağlığını etkileyen bir zincirdir. Sağlıklı diş etleri, sağlıklı bir kalp ve sağlıklı bir sindirim sistemi demektir. Ağız ve diş sağlığı korunması için şekerli gıdalardan kaçınmak, sigara tüketimini sonlandırmak (sigara diş etlerinin kanlanmasını bozar ve sallanmayı hızlandırır) ve stresi yönetmek gerekiyor. Evet, stres bile dişlerinizi sıkmanıza neden olarak dolaylı yoldan dişlerinizi sallayabilir!
Arkadaş sohbetlerinde “ya benim de dişim sallanıyor galiba” diye dert yanmak yerine, bu ipuçlarını hayatımıza entegre etmeliyiz. Unutmayalım ki dişlerimiz bize bir ömür lazım. Onlara iyi bakarsak, onlar da bizi en güzel yemeklerde, en neşeli kahkahalarda yalnız bırakmazlar.
Eğer bir gün yine o hisse kapılır ve korkuyla “dişim sallanıyor” derseniz, derin bir nefes alın ve hemen hekiminizi arayın. Çözümsüz değiliz, geç kalmış sayılmayız. Sadece biraz özen, biraz ilgi ve doğru tedaviyle o dişler yerinde sapasağlam durmaya devam edecek. Herkese sallanmayan, sımsıkı ve sağlıklı gülüşler diliyoruz. Dişlerinize iyi bakın, onlar sizin en değerli mücevherleriniz!
Bazen rüyanızda görürsünüz, kan ter içinde uyanıp “dişim sallanıyor” diye bağırırsınız; umuyoruz ki bu his sadece rüyalarınızda kalır ve gerçek hayatta hep sağlam dişlerle gülümsersiniz. Yine de aynaya bakıp “dişim sallanıyor” dediğiniz o an gelirse, ne yapacağınızı artık biliyorsunuz. Ve son olarak, umarız bir daha asla o cümleyi, yani “dişim sallanıyor” cümlesini endişeyle kurmak zorunda kalmazsınız.

