

Sabah uyanıldığında, güneş odaya yeni yeni sızarken ağızdan çıkarılan o şeffaf, minik kurtarıcılar günün ilk selamlaşmasını yapıyor. Bütün gece o muazzam çene kaslarının uyguladığı devasa baskıyı, adeta bir gladyatör gibi tek başına göğüsleyen bu narin plastikler, dişleri kırılmaktan ve aşınmaktan büyük bir başarıyla koruyor. Ancak görevini bu kadar sadakatle yerine getiren bu kahramanlar, sabah kutusuna öylece ıslak ıslak atıldığında ne yazık ki içten içe isyan etmeye başlıyor. İnternette çaresizce gece plağı nasıl temizlenir diye feryat eden milyonlarca insanın aslında düştüğü çok basit tuzaklar bulunuyor. Bu şeffaf kalkanların da kendine has, narin bir ruhu var ve ona hak ettiği şefkati göstermezsek işler çok çirkin bir hal alacak. Kimi sabahlar o kutu açıldığında etrafa yayılan o tarifsiz, kötü koku insanı hayattan soğutmaya yetiyor. İşte tam da bu noktada devreye giren bakım ritüelleri, gelecekteki huzurlu uykuların en büyük garantisi olacak. Şimdi, bu minik kahramanları hayatta tutacak, onlara nefes aldıracak o sihirli ve hayati 5 detaya doğru samimi bir yolculuğa çıkılıyor.

İnsan psikolojisi her zaman “ne kadar sıcak, o kadar hijyenik” yanılgısına çok kolay ve hızlı bir şekilde düşüyor. Mutfaktaki bulaşıkları veya kirli çamaşırları kaynar sularla yıkamanın verdiği o sahte rahatlama hissi, maalesef bu medikal aparatlar üzerinde tam bir yıkım, tam bir felaket getirecek. Gece boyunca ağızda kalan bu kalıpları sabahları musluğun en sıcak tarafına tutup yıkamak, yapılabilecek en büyük, en geri döndürülemez hataların başında geliyor. İnternet forumlarında, şeffaf plak sıcak su zararları hakkında yazılan o hüzünlü ve ağlamaklı hikayeleri okumak inanın insanın içini sızlatıyor. Sıcak su, o dişe milimetrik olarak uyum sağlayan termoplastik yapıyı saniyeler içinde yumuşatacak, bükecek ve dalgalı, yamuk yumuk bir şekle sokacak. Gece takılmak istendiğinde o kalıp artık dişlere oturmayacak. Bu yüzden şeffaf plak sıcak su zararları konusunda çok ama çok katı kurallar koymak şart olacak. Temizlik her zaman ılık veya oda sıcaklığındaki o ferah, serin suyla yapılacak. Yoksa o canım plaklar çöp kutusuna doğru hüzünlü bir yolculuğa çıkmak zorunda kalacak.
Gelelim o en can sıkıcı, insanın midesini en çok bulandıran detaya. Sabah plağı çıkarıp şöyle bir koklandığında, adeta karanlık bir bataklık gibi hissettiren o ağır koku yüze çarpıyor. Çoğu kişi “düzenli yıkıyorum ama bu diş sıkma plağı koku yapıyor” diye büyük bir şaşkınlık ve üzüntü yaşıyor. Sebebi çok basit ve bir o kadar da sinsi! Gece boyunca tükürük, ölü hücreler ve bakteriler plağın o görünmez mikroskobik gözeneklerine usulca sızıyor. Sadece suyun altına tutup parmakla şöyle bir ovalamak bu minik canavarları oradan asla ama asla atmayacak. O gözeneklerde biriken ve çürüyen bakteriler yüzünden diş sıkma plağı koku yapıyor ve bu durum zamanla insanın plağı takmaktan bile iğrenmesine yol açacak. Bu korkunç senaryonun önüne geçmek için renksiz bir sıvı sabun ve çok yumuşak uçlu bir fırça ile o şeffaf yüzeyi köpürte köpürte, her kıvrımına sevgiyle dokunarak fırçalamak gerekecek. Sert, aşındırıcı beyazlatıcı diş macunlarından kesinlikle kaçınılacak çünkü macunların içindeki o pütürlü kumsu yapı, plağı çizip bakterilere devasa, yeni lüks yuvalar inşa edecek.
O pırıl pırıl, cam gibi şeffaf plakların aylar içinde yavaş yavaş sararıp, kirli bir çay bardağına dönüşmesi ne kadar da moral bozucu değil mi? Sabahları plağı çıkarmadan üzerine dalgınlıkla içilen bir yudum çay veya kahve bile bu felaketi anında tetikliyor. Bu can sıkıcı bruksizm plağı sararması durumu, insanın ağzında pis, eski bir şey taşıyormuş hissiyatı yaratarak psikolojiyi derinden sarsıyor. Oysa ki plağın şeffaf kalması, ağızda temiz hissettirmesi uykunun kalitesi için ne kadar da önemli! Her ne kadar düzenli fırçalansa da zamanla tükürüğün yapısı, asitler ve yiyecek boyaları bu matlaşmaya yavaş yavaş zemin hazırlayacak. Bu sinsi bruksizm plağı sararması ile başa çıkmak için her sabah fırçalamayı ihmal etmemek ve plağı asla ama asla açıkta kurumaya terk etmemek, onu daima serin ve kendine ait kapalı kutusunda saklamak gerekiyor. Yoksa o güzelim şeffaflık yerini mat, sarımtırak ve hiç de estetik olmayan, çok yorgun bir plastik parçasına acımasızca bırakacak.

İnternette fırtınalar koparan, dilden dile dolaşan o koca karı ilaçları ve ev yapımı karışımlar herkesin aklını fena halde çeliyor. Özellikle o mutfakların baş tacı, her derde deva gibi görülen beyaz toz… Meraklı gözler sürekli olarak arama motorlarına diş plağı karbonatla temizlenir mi diye büyük bir umutla yazıyor. Doğal yollar her zaman kulağa çok masum ve çok sağlıklı geliyor. Karbonat aslında çok güçlü bir koku giderici olacak, o kesin bir gerçek. Ancak o pütürlü, kumlu yapısı o kadar tehlikeli ki! Eğer o karbonat tozları ılık suda tamamen, kusursuzca eritilmeden doğrudan plağın üzerine dökülüp ovulursa, şeffaf yüzey zımparalanmış gibi binlerce minik çiziğe maruz kalacak. O yüzden diş plağı karbonatla temizlenir mi sorusuna her zaman “çok dikkatli ve sadece suda eritilerek evet” cevabı verilecek. Ortodonti tedavisi bittikten sonra dişlerin bozulmasını önleyen o narin essix plakları için de aynen bu şefkat kuralları geçerliliğini koruyacak. Doğru ve nazik bir essix pekiştirme plağı temizliği, o plağın cam gibi şeffaf kalarak dişleri yıllarca sımsıkı tutmasını sağlayacak. Sert kimyasallara, yoğun çamaşır sularına asla bulaşılmayacak, yoksa o kusursuz essix pekiştirme plağı temizliği hayalleri kırık ve erimiş bir plastik yığınıyla büyük bir hüsranla son bulacak.
İnsan ne kadar çabalarsa çabalasın, fırçalarla ne kadar köpürtürse köpürtsün bazen o inatçı lekeler ve derinlere işlemiş kokular gitmemek için adeta savaşıyor, direniyor. İşte o çaresizlik anlarında, bir bardak ılık suyun içine atılan ve neşeyle fokurdayan bir gece plağı temizleme tableti adeta süper kahraman pelerini takıp anında imdada yetişecek. Bu efervesan mucizeler, plağın üzerine çöken o mikroskobik bakteri bulutunu sadece 15-20 dakika içinde adeta bir sihirbaz gibi tamamen yok edecek. Haftada bir veya iki kez rutine eklenecek bir gece plağı temizleme tableti, yorgun kalıplara adeta bir gençlik aşısı vuracak ve pırıl pırıl yapacak.

Tabii ki her güzel şeyin, her eşyanın ve her kahramanın bir gün kesin veda vakti de gelecek. Hastaların kafasını sürekli meşgul eden, doktorlara en çok yöneltilen soru her zaman gece plağı ne kadar süre kullanılır oluyor. Bu kalıplar demirden veya çelikten yapılmıyor, sonuçta her gece devasa bir kas basınca göğüs geriyorlar. Genellikle çok iyi bakılan, doğru temizlenen bir plak 6 ay ile 1 yıl arasında o muazzam görevini başarıyla sürdürecek. Ancak gece plağı ne kadar süre kullanılır sorusunun asıl ve kesin cevabı, o diş sıkmanın şiddetine ve temizlik kurallarına ne kadar sadık kalındığına göre sürekli değişecek. Eğer plakta küçük delinmeler, derin çatlaklar veya artık hiçbir şekilde geçmeyen o mat, kirli sarılık oluşmuşsa, o çok zorlu veda vakti kesinlikle gelmiş demektir.
Böyle durumlarda vakit kaybetmeden, hemen Aliadent gibi güvenilir, modern teknolojiyi ve hasta konforunu harmanlayan uzman kliniklerin sıcak kapısı çalınacak. Aliadent bünyesindeki güleryüzlü ve tecrübeli uzmanlar, hızlıca yepyeni ölçüleri alıp sadece birkaç gün içinde o tertemiz, yepyeni şeffaf kalkanları hastalara güvenle teslim edecekler.

