
O hayallerdeki kusursuz gülüşe giden yol bazen biraz engebeli, biraz da batmalı çıkmalı olabiliyor. Aynanın karşısına geçip “inci gibi dişlerim olacak” diye büyük bir heyecanla taktırılan o teller, ilk birkaç gün sonunda yanak içlerinde küçük, sızlayan sürprizler hazırlıyor. Yemek yerken, konuşurken veya gece uyurken aniden hissedilen o batma hissi, insanın moralini bozmaya yetiyor. İnsanlar genellikle büyük bir panikle “eyvah bu teller canımı çok yakacak” diye düşünerek tedaviye dair şüpheye düşüyor. Oysa bu durum, ağız içi dokuların o metal ya da porselen misafirlere alışma sürecinin bir parçasıdır. Diş telleri takıldıktan sonra ağız mukozası, bu yeni ve sert yapılara karşı henüz bir savunma kalkanı geliştiremediği için hassasiyet oluşması çok ama çok doğaldır. Bu tatlı sert alışma sürecinde yaşanabilecek diş teli batması aslında çözümsüz bir dert değil, sadece doğru müdahaleyi bekleyen küçük bir pürüzdür.
Aklınızdaki o meşhur soruya gelelim: Diş telleri yanağa neden batar? Aslında cevap fiziksel bir uyumsuzlukta yatıyor. Dişlerin üzerine yapıştırılan braketler, her ne kadar pürüzsüz üretilmeye çalışılsa da, dudak ve yanak içindeki o narin deri için hala yabancı ve sert bir maddedir. Özellikle metal olanlar, yumuşak dokuya sürttükçe orada bir tahriş yaratıyor. Dişler hareket etmeye başladıkça, arkadan çıkan telin ucu bazen boşluğa düşüp yanağa doğru uzanabiliyor. İşte o an “tamam, artık bu tellerle yaşayamam” dedirten o keskin his baş gösteriyor. İnsanlar internete sarılıp diş teli yanağımı yara yaptı diye dert yanarken, aslında ağzın bu yeni düzene ayak uydurmaya çalıştığını unutuyorlar. Sabırlı olmak lazım; çünkü ağız içindeki deri zamanla nasırlaşmasa da o bölgeye alışacak ve daha dayanıklı bir hale gelecektir.

Eğer o braketler yanağınızı bir törpü gibi aşındırmaya başladıysa, imdadınıza yetişecek en sadık dostunuz ortodontik mumdur. Bu minik, şeffaf ve tatsız madde, adeta bir yara bandı görevi görerek tel ile yanağınız arasında yumuşacık bir tampon bölge oluşturur. Pek çok hasta bu mumu eline aldığında “peki şimdi ortodontik mum nasıl kullanılır” diye bir an duraksıyor. Kullanımı aslında bir çocuk oyuncağı kadar basittir. Mumdan minik, mercimek tanesi kadar bir parça koparıp parmaklarınız arasında yuvarlayarak yumuşatmanız yeterli. Sonrasında o batan braketin üzerini kurutup mumu üzerine bastırıyorsunuz. Mum oraya tutunduğu an, o keskinlik kayboluyor ve dünya yeniden yaşanabilir bir yer haline geliyor. Eğer diş teli yanağımı yara yaptı şikayetiniz varsa, bu mumlar sizin en yakın arkadaşınız olacak.
Bazen yemek yerken ya da dalgınlıkla o minik mum parçası yerinden çıkıp mideye doğru bir yolculuğa çıkabiliyor. Annelerin veya evhamlı hastaların en büyük korkusu budur. Ancak korkmaya hiç gerek yok! “Diş teli mumu yutulursa ne olur” diye endişelenmeyin; bu mumlar genellikle tamamen doğal içeriklerden, çoğunlukla tıbbi sınıf parafin veya balmumundan yapıldığı için vücuda bir zarar vermezler. Sindirim sisteminiz onu sessizce misafir edip uğurlayacaktır. Yine de mumu yemeklerden önce çıkarmak, hem daha rahat çiğnemek hem de mumu israf etmemek adına daha mantıklı bir hareket olacaktır.
Doktorunuza gitmeye vaktiniz yoksa veya hafta sonu bir anda teliniz batmaya başladıysa, ark teli batması evde çözüm yöntemleri hayat kurtarıcı olabilir. Telin ucu yanağınıza giriyorsa, temiz bir cımbız yardımıyla teli hafifçe dişinize doğru itmeye çalışabilirsiniz. Eğer tel çok uzamışsa, sterilize edilmiş bir tırnak makasıyla (çok dikkatli olmak şartıyla!) o batan ucu hafifçe kırpan cesur hastalar da yok değil; ama bunu yaparken diğer braketlere zarar vermemek hayati önem taşıyor. Eğer ortodontik mumunuz bittiyse ve o an bulamıyorsanız, diş teli mumsuz nasıl kapatılır diye düşünenler için şekersiz bir sakız geçici bir kalkan olabilir. Sakızı batan yerin üzerine yapıştırmak, size doktora gidene kadar birkaç saatlik huzur kazandıracaktır. Yine de bu yöntemlerin sadece geçici birer yama olduğunu, kalıcı çözüm için hekiminize danışmanız gerektiğini unutmayın.

Bazı hastalar metalin o sert görüntüsünden ve batma ihtimalinden kaçmak için seramik diş teli tercih ederler. Porselen veya safir olarak da bilinen bu estetik teller, görüntü olarak dişe çok yakındır ve metal braketlere göre biraz daha pürüzsüz bir yüzeye sahip olabilirler. Ancak “seramik diş teli hiç batmaz” demek maalesef bir şehir efsanesinden ibarettir. Braket hangi maddeden yapılırsa yapılsın, sonuçta ağzın içinde bir hacim kaplar. Hatta bazen seramik braketler, metal olanlara göre bir tık daha hacimli (tombalak) üretilebilir, bu da yanakta sürtünme yapabilir. Yani estetik bir seçim yapsanız bile, ağzınızın o ilk alışma evresindeki “tanışma sancılarını” yaşaması muhtemeldir.
Peki, olan oldu ve teller yanağınızı gerçekten kesti diyelim. O sızlayan beyaz lekeler, yani aft benzeri yaralar canınızı çok yakıyorsa diş teli ağız yarası nasıl geçer sorusu gündeme gelir. Bu aşamada tuzlu su gargarası, en eski ama en etkili yöntemlerden biridir. Bir bardak ılık suya bir çay kaşığı tuz atıp ağzınızı çalkalamak, o bölgeyi dezenfekte ederek iyileşmeyi hızlandırır. Ayrıca eczanelerde satılan ağız içi yaralar için özel jeller de büyük rahatlık sağlar. İnsanlar genellikle “tel yanağı keserse ne olur” diye çok büyük facialar hayal eder ama aslında ağız dokusu vücudun en hızlı iyileşen bölgesidir. Sadece o bölgeyi temiz tutmak ve telin üzerine mum koyarak tahrişi durdurmak yeterli olacaktır. Kısa süre içinde o yaraların kabuk bağlamadan (ağız içi ıslak olduğu için) söndüğünü göreceksiniz.
Bazı durumlarda evdeki müdahaleler yetersiz kalabilir. Eğer telin ucu çok uzunsa ve yanağınıza saplanıyorsa, braket yanağı kesiyor ne yapmalıyım diye kara kara düşünmek yerine Aliadent gibi profesyonel bir kliniğin kapısını çalmak en doğrusudur. Uzman bir ortodontist, özel bir kesici aletle o batan teli sadece birkaç saniye içinde milimetrik olarak tıraşlayacak ve sizi o dertten kurtaracaktır. Bu tür küçük ayarlar tedavinin bir parçasıdır ve “doktorumu rahatsız etmeyeyim” diye acı çekmeye hiç gerek yoktur. Unutmayın ki tedavi süreci boyunca konforlu olmanız, motivasyonunuzu yüksek tutacak ve o tellere daha kolay alışmanızı sağlayacaktır.

İnsanlar bazen bu mumları her yerde bulamayacaklarını sanırlar ama ortodonti mumu eczanede satılır mı diye soranlar için cevap genellikle evettir. Büyük eczanelerin çoğunda veya ağız sağlığı ürünleri satan mağazalarda bu mumları bulmak mümkündür. Tedaviniz başladığında doktorunuz size bir miktar verecektir, ancak yedeklemek her zaman iyidir; çünkü mumu kaybettiğiniz o pazar gecesi diş tellerinin en çok batacağı gecedir!
Diş teli tedavisi, bir sabır ve emek yolculuğudur. Başlangıçta yaşanan o diş teli batması veya yanak tahrişleri, aslında o muhteşem sonuca ulaşmak için ödenen çok küçük ve geçici bedellerdir. İnsanlar bazen “bu teller bana göre değilmiş” diyerek pes etme noktasına gelse de, doğru tekniklerle (mum kullanmak, hijyene dikkat etmek gibi) bu süreç çok daha keyifli hale getirilebilir. Aliadent bünyesinde tedavi gören hastaların da bildiği gibi, doğru bir rehberlik ve küçük ipuçlarıyla tel tedavisi korkulacak bir canavar olmaktan çıkar.
O yanaklardaki sızılar geçecek, teller dişlerinizi her gün bir milimetre daha o ideal sıraya dizecek ve sonunda aynaya baktığınızda “iyi ki o telleri takmışım” diyeceksiniz. Tel yanağı keserse ne olur diye korkmak yerine, o kesiği nasıl iyileştireceğinizi ve bir daha oluşmaması için mumu nasıl takacağınızı bilmek sizi bu sürecin kazananı yapacaktır. Gelecek, o teller çıktığında atacağınız o özgür ve kusursuz kahkahalarda saklı. O güne kadar mumnunuzu eksik etmeyin, dişlerinizi sevgiyle fırçalayın ve o küçük metal parçaların aslında sizin en büyük yardımcınız olduğunu hatırlayın.

